|
via Udemy |
Go to Course: https://www.udemy.com/course/oyun-terapisi-uygulayc-egitimi-e-devlet-sertifikal/
Bir yetişkin düşüncelerini, inançlarını ve duygularını kelimelerle anlatabilir, kendini sözcüklerle ifade edebilir. Eğer söz konusu olan bir çocuk ise, onun çok farklı yöntemleri olduğunu söyleyebiliriz. Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek, kendini açmasını sağlayabilmek için ona en sevdiği ve en güzel yaptığı şeyi vermeliyiz, OYUNU… Bir çocuğu anlamak bir yetişkini anlamaktan oldukça farklı ve zordur. Çocuğu da bir birey olarak görmeye çalışarak başlamalıyız işe. Fakat beklentilerimiz ve tavırlarımız bir yetişkinle olduğu düzeyde olmamalı, ona ‘söylediğin ve yaptığın her şey benim için değerli' , ‘seni duyuyor, görüyor ve anlıyorum' , ‘düşüncelerine, hislerine ve inançlarına saygı duyuyorum' gibi temel mesajları hissettirmeli ve bunları kendimiz de içselleştirmeliyiz. Çocuk kendini özgür ve özel hissettiği, cezalandırılmaktan korkmadığı ve belli sınırlar içerisinde her istediğini yapabildiği bir ortamda kendisi olabilir, kendini oyun oynayarak anlatabilir. Oyun onun doğasında vardır ve oyun oynayabildiği sürece çocuktur. Kendini güvende hissettiği, yargılanmaktan çekinmediği kısaca yönetmenliğini yaptığı bir oyun oynayan çocuk iç dünyasının kapılarını bize açmış olur. Geriye kalan kısım ise çocuğun dünyasında olanı görebilmek, onu anlayabilmektir. Çocukla olumlu bir teröpatik ilişki kurmak oyun terapisinin altın kuralıdır. Bunu yapabilmek için de çocuklara yönelik atılması gereken bazı adımlar ve benimsenmesi gereken bazı inançlar vardır. Öncelikle ilk benimsememiz gereken şey, çocukları asla minyatür birer yetişkin olarak görmemiz gerektiğidir. Çocuklar çocuktur ve onlara asla küçük yetişkinler gibi davranılmaması gerekir. Diğer yandan, bu, çocukların da duygusal olarak derin bir acı veya mutluluk yaşamayacağı anlamına gelmez, çocukları eşsiz ve saygıya değer olarak görmeliyiz. Onları olduğu gibi kabul etmeli, yargılamamalı ve sabır göstermeliyiz Çocuk gelişiminde ve doğal olarak oyun terapisinde, çocuğun büyümesinin hızlandırılamayacağı gerçeği kabul edilmelidir. Kapasitesi kabul edilmeli, acele ettirilmeye çalışıldığında çocuğun gerileceği bilinmelidir. Kısaca çocuk gideceği yolu bilir. Bu nedenle terapist çocuğun yaptıklarını eleştirmemeli, ona duygularını ifade edebilmesi için ihtiyacı olan özgür ortamı sağlamalıdır. Bu özgür ortamdan kasıt hiçbir sınırın olmaması demek değildir. Terapi sürecinde, asla taviz veremeyeceğimiz sınırlarımız, kurallarımız vardır.